Türkiye’de Otostop Çekmek

Önce şunu bi’ belirteyim, bu yazıyı ilk otostop maceramı bitirdiğimden beri yazmak istiyordum. Zamanı geldi sanıyorum.

Size sadece bu ülkede otostop çekmek nasıl bir şey ondan bahsetmeyeceğim, söyleyeceklerim çoğu genel geçer kavramlar olabilirler, eminde değilim çünkü henüz yurt dışında otostop yapma şansını elde edemedim. Ancak inanıyorum çoğu yerde benzer olaylar yaşanıyor.

Bir kere hep söylenen şu “Türkiye’de otostop gelişmemiş abi, burada otostop çekilmez!” sözüne asla katılmıyorum. Bunu genelde başarısız otostopçulardan duydum çünkü pes ediyorlar ve onlara göre elini kaldırdığın an ellisinin durması gerekiyor. Gelişmişlik kriteri bu onlar için. Yoo.

Aslında hiçte öyle değil. Şunu ekleyeyim, sadece otostop sırasında değil, herhangi bir anda, herhangi bir yerde başınıza olmadık, kötü şeyler gelebilir. Olaylar hiç istemediğiniz gibi gidebilir, bu her ülkede olabilir. Yani bende yazımda yaşanan kötü anılardan bahsetmeyeceğim çünkü gerçekten de her zaman kötü insanlarla karşılaşabilirsiniz, her yerde. Şuna dikkat edin, buna dikkat edin de diyemem, ön yargının bu durumda pek başarılı olmadığını düşünüyorum. Sadece tedbiri elden bırakmamak yeterli. Aşırı kontrolcü olmak zaten otostop ruhuna aykırı bence.

Türkiye’de Otostop Çekmek

Sayısız otostop çektim ve sayısız otostop macerası yaşadım çünkü her biri ayrı anılar edinmeme sebep oldu. Gerçekten de her yolculuğum ünik olaylardan ibaretti. Çoğu zaman pervasız bir şekilde yola çıktığım için plansız olurum. Plan yapmayı sevmem çünkü zaten ben yarın nerede olacağımı bilmek istemiyorum, sadece gitmek istiyorum. Genelde gelen “nereye gidiyorsun delikanlı” sorusuna da “bilmem” şeklinde de cevap verdiğim çok olmuştur. Plan yapmayınca da çoğu zaman nerede kalacağımı bilmiyor oluyorum.

Bunu niye söyledim. Çünkü otostopta beni aracına alan bir çok insanın evinde kaldım da ondan. Bakın ben A noktasından B noktasına gitmek için yapılan otostoptan bahsetmiyorum. Baya aktivite, kafa dağıtma amaçlı yapılan otostoptan bahsediyorum. Çoğu zaman kenara yanaşan araç nereye gidiyorsa ben de oraya gidiyorum çünkü planım yok. Ben de bunu istiyorum zaten. Özellikle bir de uzun yolumuz varsa bir sohbet başlıyor ki. Eğer otostop kuralları diye bir literatür olsaydı ( var mı bilmiyorum) bu kural kesinlikle olmalıydı. Seni aracına alan adam/kadın soru soruyorsa cevap vereceksin. Buna mecbur gibi bir şeysin hatta. Çünkü ona güven vermen gerekiyor. Ortada yanlış bir algı var, “Otostop tehlikelidir, niye, tehlikeli işte, ya seni alan kötü birisiyse?”. Ya ben tehlikeli birisi isem? Bunu hiç düşünüyor muyuz? Son yıllarda ülkede birbirimize olan güvenimizin azaldığı doğru. Buna hak veriyorum ancak hangi insan yola otostopçu avlamak için çıkar. Bunun olma ihtimali ne kadar da düşük farkında mısınız? Bakın söylüyorum, her zaman kötü insanlarla karşılaşabiliriz ama burada korkması gereken kişi biz değiliz, tam tersi, bizi aracına alan insanlar korkuyor. Onlar bizden daha tedirgin. Yolda olan bir gezgine yardımcı olmak istiyorlar ancak güvenemiyorlar. Aracı ile yolda olanların tamamı bir yerden bir yere gitmek için yola çıkıyor. Burada tehlike arz eden biziz, biz otostopçular. Ancak biz bencil bir şekilde ya bana zarar verirse diye düşünüyoruz. Ya sen ona zarar verirsen?

Burada kimseyi zan altında bırakmaya çalışmıyorum. Sadece olaya farklı bir açıdan bakmanızı istiyorum. Diyordum ki sana soru soruyorsa cevap vermelisin. Evet vermelisin, ne kaybedersin ki? Yüzde 99 ihtimalle o insanı bir daha görmeyeceksin. Seni tanımayan, umursamayan bir insanın, senin hakkında düşüncelerini öğrenmenin bir zararı olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca vaktin de bir şekilde geçmesi lazım.

Türkiye’de Otostop çekmek

Otostop maceralarımda neredeyse hiç aç kalmadım. Hep birileri ya yemek ısmarladı, ya evinde yemek yedirdi. Bunu yanınıza para almayın, fırsat olarak değerlendirin diye söylemiyorum. Bizim insanımız, siyasetten, din kayırmasından, ideolojilerden bağımsız olduğunda aslında o kadar tatlılar ki. O soruyor sen söylüyorsun, öğrenci misin diyor evet diyorsun, bölümünü, ne yaptığını söylüyorsun, niye yolda olduğunu söylüyorsun, kendini ona anlatıyorsun. İşte o zaman onun elinden kurtulman çok zor. Sana illa bir yardımı dokunacak, o andan itibaren kendini sana karşı sorumlu hissediyor. Bakın bu çok güzel bir şey. Doğu da, metropolden uzak bir köye gittiğinizde yaşlı bir annenin, sizi oğlu gibi görmesi çok güzel bir şey. Size karşı olan en ufak iyiliği için o kadar mutlu oluyor ki insan. Bunu yaşamadan bilemezsiniz.

Sevdiğiniz insanla yoldayken, size kalacak yer vermeleri, hatta size oda, ev vermeleri. Evet, ev. Sabah bir kalkmışsınız ki, sizi muhteşem bir kahvaltı bekliyor. Kendileri için bile uzun zamandır kahvaltıya o kadar özenmemişlerken, sizin için öyle iki tane zeytin, peynir değil, o masa donatılacak. Alamadıkları için değil, hevesleri kalmadığı için hazırlamıyorlar o kahvaltıyı. Ama siz olunca onlarında hayatında bir değişiklik oluyor, kısa da olsa onların hayatlarına giriyorsunuz, kendilerini sizin yerinize koyuyor ve size kendi gibi bakıyorlar. O yüzden onları bir daha göremeyecek olsanız bile, güzel izlenimler bırakın. Onlar o anıyı unutmayacaklar, siz de öyle. Onların güveni bir kere kırılırsa, bir daha onarılamaz. Güzel insanları üzmeyin.

Trabzon, Uzungöl

Otostopla çoğu zaman bir yerden bir yere tek araçla gitmeniz pek mümkün olmaz. Zaten ne kadar çok araç değiştirirseniz o kadar da iyi değil mi? Bir o kadar daha anı, macera demek bu. Ama merak etmeyin, güzel insanımız yine farkını ortaya koyuyor ve yolunu değiştirip sizi gitmek istediğiniz yere kadar bırakıyor. İşte herkes elinde ne varsa onunla yardımcı olmaya çalışıyor. 10 arabaya bindiysem 6’sında bu teklifle karşılaşıyorum. Ben genelde bu teklifi reddediyorum ama kabul ettiğim de oluyor tabii.

Tekrar hatırlatayım, bunları fırsat olarak değerlendirin diye söylemiyorum. Bunlar tecrübelerimin sadece bir kısmı. Bu beklentilerle de asla yola çıkmayın zaten. Beklentiniz ne kadar düşükse, o kadar mutlu olursunuz.

Demeye çalıştığım bizim insanımızda problem yok. Her zaman böyle karşılanmayacaksınız tabii ki ama dediğim gibi beklentiniz sadece yolculuk etmek olsun, gerisini bırakın kendi gelsin.

Başka bir yazımda görüşmek üzere. Adios.

Telifsiz fotoğrafları nereden edindiğimi öğrenmek için, Telif hakkı olmayan fotoğraf nereden bulunur yazımı okuyabilirsiniz.

Yorumlar (Yorum yapılmamış)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

×

Bir Şeyler Ara